Skip links

Mağaza Fit-Out Maliyeti Nasıl Belirlenir? Bütçe ve Gerçekleşen Maliyet

Bir mağazanın fit-out maliyeti nasıl belirlenir?

Bir mağazanın fit-out maliyetini yalnızca metraj ve birim fiyatlar üzerinden açıklamak mümkün değildir. Çünkü gerçek maliyet; malzeme ve işçilik kadar projenin süresinden, yapıldığı yerden, çalışma koşullarından, tedarik zincirinden, yönetim ekibinden ve süreç içerisinde alınacak kararlardan da etkilenir.

Aslında maliyet yönetimi, yüklenicinin teklif hazırlamasıyla değil, işverenin yatırım kararıyla başlar.

Mağaza bütçesi yükleniciden önce oluşmaya başlar

Uluslararası markalar yeni bir lokasyonda yatırım kararı aldıklarında genellikle o yere özel bir konsept proje hazırlar. Bu projeler çoğu zaman markanın kendi bünyesindeki mimarlık ekipleri tarafından geliştirilir. İç süreçler tamamlandıktan sonra proje yönetim firmalarının da katılımıyla uygulama çizimleri ve metraj çalışmaları hazırlanır.

Proje belirli bir olgunluğa ulaştığında ihale süreci başlar. İşveren, çoğunlukla yerel tecrübesine ve iş yapma kabiliyetine güvendiği yüklenicileri davet eder. Teklif sürecindeki soru ve cevaplarla anlaşılmayan hususlar açıklığa kavuşturulur ve teklifler toplanır.

Ancak işveren bu aşamaya geldiğinde elinde zaten bir bütçe vardır. Dünyanın farklı noktalarında benzer mağazalar yapmış bir markanın geçmiş projelerinden oluşan ciddi bir maliyet verisi bulunur. Yeni yatırım kararı da çoğu zaman bu veriler kullanılarak alınır. Yatırım tutarı ve yatırımın geri dönüşü, yüklenicilerden teklifler gelmeden önce değerlendirilmiştir.

En düşük teklif her zaman en doğru teklif midir?

Özellikle uluslararası markaların yaptığı ihalelerde kararın yalnızca en düşük fiyat üzerinden verildiğini düşünmek doğru olmaz. Fiyat önemlidir; ancak yüklenicinin işi yapabilme kabiliyeti, markanın beklentilerini anlaması, benzer projelerdeki tecrübesi, kalite anlayışı, organizasyon gücü ve iş programını yönetebilmesi de en az fiyat kadar önem taşır.

Çoğu zaman amaç, en düşük teklifi bulmaktan çok, işi doğru yapacağına inanılan yükleniciyle bütçeye uygun bir noktada buluşmaktır.

Gerçek bir örnek: Düşük teklif neden daha pahalıya mal olabilir?

Daha önce birçok kez çalıştığımız bir işverenimiz, faaliyette olan bir mağazasının yenilenmesi için ihale düzenlemişti. Mağaza tamamen kapatılmayacak, çalışmalar farklı safhalar halinde yürütülecekti. Dolayısıyla çok sayıda ara teslimi olan, uzun sürecek ve yönetimi oldukça zor bir projeydi.

Biz her zaman yaptığımız gibi gerçek maliyetlerimizden hareket ederek teklifimizi hazırladık. Ancak teklifimiz işverenin öngördüğü bütçenin oldukça üzerinde kaldı. İşveren bizimle çalışmak istediğini belirterek hedef bütçesini paylaştı. Fakat bu rakam bizim öngördüğümüz maliyetin dahi altında kalıyordu. Bu nedenle işi o bedelle gerçekleştiremeyeceğimizi söyledik ve proje başka bir yükleniciye verildi.

Sonuçta proje planlanan sürede tamamlanamadı ve gerçekleşen maliyet bizim başlangıçta verdiğimiz teklifin de üzerine çıktı.

Buradaki sorun, işverenin elindeki geçmiş maliyet verilerinin yanlış olması değildi. Öngörülemeyen esas konu, mağazanın çok sayıda safhaya bölünerek yapılmasının süreyi ve buna bağlı genel yönetim giderlerini ne kadar artıracağıydı. Yüklenicinin daha önce benzer bir süreçte çalışmamış olması ve işverenin beklentilerini yeterince tanımaması da süreci zorlaştırdı. Maliyet baskısı arttıkça bazı safhalar zamanında teslim edilemedi; süre uzadıkça maliyet daha da arttı.

Benzer mağaza, benzer metrekare ve benzer imalatlar her zaman benzer maliyet anlamına gelmez.

Fit-out maliyetini oluşturan kalemler nelerdir?

Bir fit-out projesinin ilk görünen maliyeti, projeyi oluşturan malzemeler ile bunların imalat ve montaj bedelleridir. Ancak gerçek maliyet bunun çok ötesindedir. Tedarik ve lojistik, özel saha koşulları, proje ve saha yönetimi, işin süresi, riskler, genel giderler ve yüklenicinin sürdürülebilir kârı da toplam maliyetin parçalarıdır.

Özellikle yurt dışından gelecek malzeme ve imalatlarda üretim süreleri, stok durumu, nakliye seçenekleri ve olası alternatif kaynaklar daha teklif aşamasında değerlendirilmelidir.

Yakın zamanda tamamladığımız bir projede, bir malzemeyi yeterli miktarda sipariş etmiş olmamıza rağmen imalat sırasında yaşanan bir sorun nedeniyle beklenenden fazla zayiat oluştu. Yeniden sipariş vermek zorunda kaldık. Şanslıydık; malzeme stokta bulunuyordu. Fakat iş programına yetişebilmesi için bu kez karayolu yerine havayolu taşımacılığı kullanmak zorunda kaldık. Malzeme stokta bulunmasaydı maliyetten daha büyük bir problemimiz olacaktı: mağazanın bir bölümünü zamanında tamamlayamayacaktık.

AVM ve havalimanı gibi özel çalışma alanları maliyeti nasıl etkiler?

Lüks perakende mağazaları çoğunlukla alışveriş merkezleri, havalimanları veya çalışma koşullarının özel olarak düzenlendiği yapılarda bulunur. Özellikle havalimanlarında personelin ve malzemelerin sahaya girişi özel izinlere bağlı olabilir. Bazen yalnızca bu izin ve giriş süreçlerini takip etmek için bir personelin görevlendirilmesi gerekir.

Yerel şartlar nedeniyle ilave mühendislik hesapları, özel güvenlik tedbirleri veya normal bir şantiyede ihtiyaç duyulmayacak uygulamalar gündeme gelebilir. Dışarıdan getirilecek bazı ekipmanların kullanımına izin verilmeyebilir ve tesis bünyesindeki ekipmanlar piyasa şartlarının üzerinde bedellerle kullanılmak zorunda kalabilir. Benzer durum proje sonundaki temizlik hizmetinde dahi karşınıza çıkabilir. Bunların hiçbiri bitmiş mağazaya bakıldığında görülmez; ama hepsi mağazanın gerçek maliyetinin içindedir.

Proje ve saha yönetiminin maliyeti neden hesaba katılmalıdır?

Fit-out projelerinde çoğu zaman gözden kaçan önemli maliyetlerden biri işi yönetecek ekiptir. İşin büyüklüğüne, süresine ve çalışma düzenine bağlı olmakla birlikte sahada birden fazla personelin görevlendirilmesi gerekebilir. Mesai saatleri, izin günleri ve vardiyalı çalışma koşulları bu hesabın içinde olmalıdır.

Üstelik saha ekibiyle iş bitmez. Uygulama çizimlerini hazırlayan proje sorumlusunun da çizimler tamamlandıktan sonra sahayı takip etmeye devam etmesi gerekir. Çünkü kâğıt üzerindeki proje tamamlanmış olsa bile sahadaki proje yaşamaya devam eder. İşveren talepleri, mevcut yapıda karşılaşılan durumlar ve farklı disiplinler arasındaki koordinasyon nedeniyle proje revizyonları bazen işin son günlerine kadar devam eder.

Bir fit-out projesinde neden iki ayrı bütçe vardır?

Fit-out projesinde işveren ve yüklenici karşı taraflar gibi görünse de aslında aynı sonuca ulaşmak için çalışan iki taraftır. Ancak her ikisinin de koruması gereken ayrı bir bütçesi vardır.

İşverenin bütçesi, yatırım kararının ve yatırım geri dönüş hesabının bir parçasıdır. Yüklenicinin bütçesi ise işi söz verdiği kalite ve sürede tamamlayabilmesinin ve sonuçta ticari olarak sürdürülebilir bir kazanç elde edebilmesinin temelidir.

Özellikle anahtar teslim işlerde bu iki bütçenin de ucu açık değildir. Bu nedenle teklif aşaması yalnızca fiyat toplama ve üzerine belirli bir kâr oranı ekleme işi olarak görülemez. İyi bir teklif; proje bilgisi, tedarik araştırması, saha koşullarının analizi, doğru işçilik kaynaklarının belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve her şeyden önce tecrübe gerektirir.

Teklif bütçesi ile gerçekleşen maliyet neden farklılaşır?

İşi aldıktan sonra tedarik planlaması yapılır, taşeron anlaşmaları tamamlanır ve satın alma süreci başlar. Her malzemenin ve her işçiliğin teklif aşamasında oluşturulan maliyet bütçesi içerisinde kalması hedeflenir. Ancak uygulama her zaman hesap tablosundaki gibi ilerlemez.

Bazen öngördüğünüz bedelle istediğiniz kalitede bir imalat yaptıramayacağınızı görürsünüz. Böyle bir durumda önünüzde iki seçenek vardır: bütçeyi korumak veya işi doğru yapmak. Bizim tercihimiz doğru işe odaklanmaktır.

Maliyet kontrolü sahaya nasıl yansıtılmalı?

Bir yüklenicinin proje boyunca maliyet kontrolü yapmadan ilerlemesi düşünülemez. Satın almalar, taşeron sözleşmeleri, gerçekleşen maliyetler ve kalan bütçe sürekli takip edilmelidir. Aksi halde işin sonunda beklenmeyen bir mali tabloyla karşılaşılabilir.

Ancak maliyet kontrolü yapılması ile maliyet baskısının sahaya aktarılması aynı şey değildir.

Saha zaten zamanla, kaliteyle, iş programıyla ve her gün ortaya çıkabilecek yeni problemlerle mücadele etmektedir. Buna bir de her kararında maliyet korkusu eklenirse doğru sonuca ulaşmak zorlaşır. Biz bu nedenle maliyet kontrolünü merkezden yürütürüz. Sahadaki ekibimizi ise doğru sonuca ulaşmaya odaklarız. İşin gereği neyse onu yapabilmesi için gerek maddi gerek insan kaynağı açısından destekleriz.

Revizyonlar fit-out bütçesini nasıl etkiler?

Yapım sürecinde işveren malzeme, detay veya kapsam değişikliği talep edebilir. Bu değişikliklerin hem programa hem maliyete etkisi olabilir. Ancak revizyonları yüklenici açısından otomatik olarak ilave kazanç olarak görmek doğru değildir.

Bazı değişiklikler daha önce yapılmış imalatların sökülmesini, siparişlerin değiştirilmesini, üretimin tekrarlanmasını veya programın yeniden düzenlenmesini gerektirebilir. Bir revizyon bazen yüklenici açısından da kayıp yaratabilir. Önemli olan değişikliğin sonuçlarının mümkün olduğunca erken görülmesi ve işverenin zamanında bilgilendirilmesidir.

İşin heyecanı içerisinde iyi niyetle verilen sözler, aylar sonra yapılan kesin hesap sırasında farklı hatırlanabilir. Bu nedenle iyi iletişim kadar kayıtlı ve şeffaf iletişim de önemlidir.

Öngörülemeyen durumlarda yüklenici nasıl hareket etmeli?

Özellikle mevcut yapılarda yapılan mağazalarda söküm başladıktan sonra projede görülmeyen bir engelle karşılaşılabilir. Bazen bu engel yalnızca bir imalatı değil, ona bağlı birçok işi zincirleme etkiler. Hatta tamamlanmış imalatların yeniden ele alınması gerekebilir. Bazen projede seçilmiş bir cihazın üretimi durmuş olabilir; bazen ürün vardır ama iş programının gerektirdiği tarihte temin edilemiyordur.

Yüklenicinin görevi problemi işverene aktarmakla bitmez. Durumu soğukkanlılıkla analiz etmek, alternatif çözümler geliştirmek, bunların süreye, kaliteye ve maliyete etkilerini ortaya koymak ve işverenin karar verebilmesini sağlamak gerekir. Ardından karar hızla uygulamaya geçirilmelidir.

Yüklenici, iyi niyetle dahi olsa, projenin dışına kendi inisiyatifiyle çıkmamalıdır.

Bir problemi çözmek, işi hızlandırmak veya maliyeti azaltmak amacıyla alınan kontrolsüz bir karar; daha sonra kalite, süre, marka standardı, sorumluluk ve bütçe açısından çok daha büyük sonuçlar yaratabilir. Doğru süreç; problemi tespit etmek, alternatifleri geliştirmek, süre ve maliyet etkilerini değerlendirmek, işverenle istişare etmek, kararı kayıt altına almak ve ardından hızla uygulamaktır.

Bütçe ile gerçekleşen maliyet arasındaki fark başarısızlık mıdır?

Hayır. Bir projenin ilk bütçesiyle gerçekleşen maliyetinin kuruşu kuruşuna aynı olması her zaman mümkün değildir. Özellikle aylar süren, ithal malzemelerin kullanıldığı ve çok sayıda disiplinin birlikte çalıştığı fit-out projelerinde değişiklikler olacaktır.

Önemli olan farkın oluşması değil, neden oluştuğudur. İşverenin yaptığı kapsam değişiklikleri, sonradan talep edilen farklı malzemeler veya yapım sırasında ortaya çıkan öngörülemeyen koşullar maliyeti değiştirebilir. İşveren bunlardan zamanında haberdar edilmişse ve başlangıç bütçesi doğru hazırlanmışsa, işin doğasından kaynaklanan makul değişiklikler yönetilebilir. İyi ekipler birlikte çalıştığında bütçe de çoğu zaman hedeften çok fazla uzaklaşmaz.

Bir fit-out projesinin gerçek başarısı nasıl ölçülür?

Yüklenici açısından bir işin kârlı mı zararlı mı olduğuna kesin olarak ancak iş tamamlandığında bakılabilir. Birinci sonuç, işi tamamlamış ve bunun karşılığında ticari bir kazanç elde etmiş olmaktır. Her şirket faaliyetini sürdürebilmek, çalışanlarına ve geleceğine yatırım yapabilmek için kâr etmek zorundadır.

Fakat ikinci ve daha önemli bir sonuç vardır: işi zamanında, beklenen kalitede ve işverenin öngördüğü bütçe içerisinde tamamladıysanız esas kazancı o zaman elde etmiş olursunuz.

Çünkü fit-out sektöründe bir projenin gerçek değeri yalnızca o projeden elde edilen kâr değildir. İşverenin size bir sonraki mağazasını da emanet etmek istemesidir.

Bu nedenle iyi maliyet yönetiminin amacı her kalemden mümkün olan en yüksek kazancı elde etmek değildir. Amaç, yüklenicinin sürdürülebilir biçimde kazanabildiği, işverenin yatırım hedeflerini koruyabildiği ve sonuçta her iki tarafın da ortaya çıkan işten memnun olduğu dengeyi kurabilmektir.

Leave a comment

Keşfet
Sürükle